Tarih’ Kategori

Asya’nın Anahtarı : Anadolu
Ümit YILAN[1]

Giriş

Bu makalenin yazılmasındaki amaç, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. Yüzyılda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylara verdiği tepkilerin misyonerlik hadiseleri perspektifinden nasıl  göründüğünü, araştırılan kaynaklar çerçevesince ortaya koymaktır. Osmanlı İmparatorluğu bir çok cephede mücadele ederken, içeride misyonerlerin faaliyetlerlerine karşı önlemleri ve bu misyoner çalışmalarının gayrimüslim tebaanın üzerindeki etkileri imparatorluğun 19.yy da [...]


Asya’nın Anahtarı : Anadolu

Ümit YILAN[1]

Giriş

Bu makalenin yazılmasındaki amaç, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. Yüzyılda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylara verdiği tepkilerin misyonerlik hadiseleri perspektifinden nasıl  göründüğünü, araştırılan kaynaklar çerçevesince ortaya koymaktır. Osmanlı İmparatorluğu bir çok cephede mücadele ederken, içeride misyonerlerin faaliyetlerlerine karşı önlemleri ve bu misyoner çalışmalarının gayrimüslim tebaanın üzerindeki etkileri imparatorluğun 19.yy da yaşadığı buhranlarda önemli bir yere sahiptir.

Misyonerlik faaliyetleri sadece Müslüman halklara veya Osmanlı İmparatorluğu’na  karşı yürütülen faaliyetler  olarak algılamamak gerekmektedir.  Ayrıca misyonerlik kendini  sadece dini alanlarda göstermeyecek, bu faaliyetleri yürüten devletlerce siyasi ve iktisadi alandan sosyal ve idari birtakım alanlara kadar kanalize olmuş çalışmaları da kapsayacaktır.

Misyonerler Tanzimat fermanı ile daha rahat hareket edebilme imkanı bulmuştur. İlerleyen dönemlerde ise Abdülhamit zamanında bir düzenleme ve denetlemelerin getirilmesi gerektiğinin farkına varılmış, bu yönde çalışmalara ağırlık verilmiştir. Abdülhamit dönemi eğitim politikası bu yönüyle, yüz yılın sonunda misyoner çalışmalarının yavaşladığı bir dönem olmuştur. devamı…

Haçlı Seferleri

In: Tarih

21 Mar 2010

· Avrupalılar XI.yy sonları ve XIII. Sonuna kadar Anadolunun Türkleşmesi, İslamın yayılması gibi mevzulardan,
· Kendilerince Kutsal yerlerin İslam devletlerinin elinde olması amacıyla doğuya seferler düzenlemişlerdir.
· Siyasi Nedenleri :
Türk ilerleyişi, Anadolu, Suriye ve Filistin’i ele geçirme isteği, Senyör ve Şövalyelerin meceraperestliği.
· Dini Nedenler :
Kudüsü geri almak, Ortadoks kilisesini Katolikleştirmek ve Kluni tarikatinin faaliyetleri.
· Ekonomik Nedenleri :
İslam dünyasının zenginliği, Doğudan gelen ticaret yollarını ele geçirme isteği, Soyluların toprak sahibi olmak istemeleri.
· Siyasi Sonuçları :
Binlerce şövalye, senyör öldü, bunun sonucunda feodalite [...]

· Avrupalılar XI.yy sonları ve XIII. Sonuna kadar Anadolunun Türkleşmesi, İslamın yayılması gibi mevzulardan,

· Kendilerince Kutsal yerlerin İslam devletlerinin elinde olması amacıyla doğuya seferler düzenlemişlerdir.

· Siyasi Nedenleri :

Türk ilerleyişi, Anadolu, Suriye ve Filistin’i ele geçirme isteği, Senyör ve Şövalyelerin meceraperestliği.

· Dini Nedenler :

Kudüsü geri almak, Ortadoks kilisesini Katolikleştirmek ve Kluni tarikatinin faaliyetleri.

· Ekonomik Nedenleri :

İslam dünyasının zenginliği, Doğudan gelen ticaret yollarını ele geçirme isteği, Soyluların toprak sahibi olmak istemeleri.

· Siyasi Sonuçları :

Binlerce şövalye, senyör öldü, bunun sonucunda feodalite zayıfladı, Continue reading “Haçlı Seferleri” »

Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere kitap hattatlığı ve binaları donatan celi yazıların hazırlanması varlığını sürdürmekle beraber özellikle celi yazı gerek abidelerde gerek evlerin, konakların, sarayların duvarlarına asılmak üzere yazı levhası biçiminde çok sayıda yazılmaya başlandı. Yazı levhalarının yanı sıra, bir yandan da Batı tarzında yapılmış resimler duvarları süsledi. Celi sülüs yazıdaki en büyük devrim Mustafa [...]

Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere kitap hattatlığı ve binaları donatan celi yazıların hazırlanması varlığını sürdürmekle beraber özellikle celi yazı gerek abidelerde gerek evlerin, konakların, sarayların duvarlarına asılmak üzere yazı levhası biçiminde çok sayıda yazılmaya başlandı. Yazı levhalarının yanı sıra, bir yandan da Batı tarzında yapılmış resimler duvarları süsledi. Celi sülüs yazıdaki en büyük devrim Mustafa Rakım (1758-1826) adındaki hattat tarafından gerçekleştirildi. Tuğra, sülüs ve celi sülüs yazmakta çığır açan bu sanatkar ağabeyi İsmail Zühdî’nin himayesinde medrese eğitimini tamamladı. Ağabeyinden sülüs, nesih yazılar meşk ederek daha on iki yaşındayken, yani 1769 yılında, hat diploması almıştır. Hat sanatındaki becerisini giderek geliştirdiği gibi, ressamlıkta da başarılı oldu. Sultan III. Selim’in portresini yapması ve bu konuda başarılı olmasından dolayı müderrislik payesi aldı, daha sonra paraların üzerindeki yazı ve tuğraları çizmek için Sikke-i Hümâyûn ressamlığına ve tuğrakeşliğe tayin edildi. Sultan II. Mahmud’a hat hocalığı yapan rakım 1823 yılında da önemli bir görev olan Anadolu Kazaskerliği’ne atandı. Mustafa Rakım, Padişah tuğrası üzerine yaptığı çalışmalarla büyük bir başarı kazanmıştır ve tuğra biçimlendirmeye son şeklini vermiştir. Sülüs, nesih ve özellikle celi sülüste uyguladığı estetik ölçüler, orantılarla yeni bir akımın yaratıcısı olmuştur. Continue reading “Batılılaşma ve Hat San’atı” »

Türk Tarih Kurumu tarafından hazırlanan Karagöz Belgeseli.
Gölge Oyunu geleneksel olarak hayvan derilerinden kesilerek hazırlanmış insan, hayvan, eşya gibi figürlerin bir ışık kaynağı önünde oynatılarak, gölgelerinin gerdirilmiş, beyaz bir perdeye düşürüldüğü gösteri sanatıdır.
Karagöz ve Hacivat oyununda perde arkasında hayali
Kökenleri üzerine çeşitli görüşler olmakla birlikte; Asya’nın zengin gölge oyunu geleneği, bu sanatın Cava’dan, Hindistan’dan veya Çin [...]

Türk Tarih Kurumu tarafından hazırlanan Karagöz Belgeseli.

Gölge Oyunu geleneksel olarak hayvan derilerinden kesilerek hazırlanmış insan, hayvan, eşya gibi figürlerin bir ışık kaynağı önünde oynatılarak, gölgelerinin gerdirilmiş, beyaz bir perdeye düşürüldüğü gösteri sanatıdır.
Karagöz ve Hacivat oyununda perde arkasında hayali
Kökenleri üzerine çeşitli görüşler olmakla birlikte; Asya’nın zengin gölge oyunu geleneği, bu sanatın Cava’dan, Hindistan’dan veya Çin kültürlerinden 10. yüzyıldan itibaren yayıldığı görüşünü desteklemektedir. İslam ülkelerinde görülen gölge oyununun, benzerlikler de göz önüne alındığında, Cava’dan geldiği tahmin edilmektedir. Anadolu’ya ise, 16. yüzyılda Mısır’dan gelmiş olma ihtimali büyüktür. Türklere, Cava ve Hindistan’dan, Çingene oynatıcılar yoluyla geldiği de iddia edilmektedir.
Zamanla bu oyuna Türkler kendi yaratıcılıklarını katmış; ona çok daha renkli, hareketli, özgün bir biçim vermişlerdir. Öyle ki, 19. yüzyılda Mısır’ı ziyaret eden gezginler, orada izledikleri oyunun Karagöz olduğunu ve gölge oyununun Mısır’a Türkler tarafından getirildiğini düşünmüşlerdir. İlk başlarda 28 farklı oyundan oluşan Hacivat Karagöz oyunları zamanla türemiştir. Ramazan ayında Kadir Gecesi hariç her akşam bir oyun oynanırdı. Farklı yörelere ait insanlar, Zenne, Karagöz’ün karısı, v.b kişiler oyunda yer alırdı. Piri Şeyh Küşteri olarak bilinir. Öyle ki oyunun oynandığı perdeye Küşteri Meydanı da denilirdi. Mukaddime (giriş), Muhavere (atışma), Fasıl (asıl amacın, oyunun sergilendiği bölüm), Bitiş (yapılan hatalar için özür dilenilen yarınki oyun hakkında bilgi verilen bölüm) olmak üzere 4 bölümden oluşur. Continue reading “Karagöz Belgeseli” »

Osmanlı Devleti Ortadoğu ve Balkanları hakimiyeti altına aldıktan sonra, doğu-batı ticaret yollarının da kontrolünü elde etmiş oldu. Ticaretin devamlılığını sağlamak için yolları emniyetli bir hale getirdiler.Kuruluş döneminde, ticaret alanında çok ileri olmamalarından dolayı, ticarette daha ileri olan batılı devletlere kapitülasyonlar vererek kendi ülkelerinde ticaret yapmaya teşvik ettiler

Osmanlı Devleti Ortadoğu ve Balkanları hakimiyeti altına aldıktan sonra, doğu-batı ticaret yollarının da kontrolünü elde etmiş oldu. Ticaretin devamlılığını sağlamak için yolları emniyetli bir hale getirdiler.Kuruluş döneminde, ticaret alanında çok ileri olmamalarından dolayı, ticarette daha ileri olan batılı devletlere kapitülasyonlar vererek kendi ülkelerinde ticaret yapmaya teşvik ettiler Continue reading “Osmanlı Ticaretinde Gayrimüslümler” »

Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir ettirilmiş, 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Osmanlı hükümdarı II. Murat ile yakın ilişkiler kuran Cenevizliler padişahın yardımıyla kulenin yanına ikinci bir kule inşa etmişler ve kuleye  de II. Murat’ın adını vermişlerdir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harp esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat‘ın müsaadesiyle burada [...]

Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir ettirilmiş, 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Osmanlı hükümdarı II. Murat ile yakın ilişkiler kuran Cenevizliler padişahın yardımıyla kulenin yanına ikinci bir kule inşa etmişler ve kuleye  de II. Murat’ın adını vermişlerdir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harp esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat‘ın müsaadesiyle burada müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kurulmuş, ancak bu rasathane 1579′da kapatılmıştır.Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir ettirilmiş, 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Osmanlı hükümdarı II. Murat ile yakın ilişkiler kuran Cenevizliler padişahın yardımıyla kulenin yanına ikinci bir kule inşa etmişler ve kuleye de II. Murat’ın adını vermişlerdir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harp esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat‘ın müsaadesiyle burada müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kurulmuş, ancak bu rasathane 1579′da kapatılmıştır.17. yüzyılın ilk yarısında IVMurat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi, Okmeydanı’nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Galata Kulesi’nden Üsküdar-Doğancılar’a uçmuştur. Bu uçuş Avrupa’da ilgi ile karşılanmış, İngiltere’de bu uçuşu gösteren gravürler yapılmıştır.1717′den itibaren kule yangın gözleme kulesi olarak kullanılmıştır. Yangın, ahalinin duyabilmesi için büyük bir davul çalınarak haber verilmekteydi. III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yanmıştır. Onarılan kule 1831 yılında başka bir yangında yine hasar görmüş ve onarılmıştır. 1875 yılında bir fırtınada külahı devrilmiştir. 1965′te başlanıp 1967′de bitirilen son onarımla da kulenin bugünkü görünümü sağlanmıştır.

Galata Kulesi Tanıtım Videosu

Yuf Çekerler

In: Tarih

20 Mar 2010

Ecdadımız ve ihfadımız nedir ?
1. Atalafı dinlemeli hükümet vardır özünde,
Tecrübeli kafaların hakikat var sözünde,
Nice esrar saklı şu toprağın yüzünde,
Ey karalı şu dünyayı fen gözüyle gör,
Bu hayatın sefasını bile bile sürmeli.
2. Avrupalı bir kuş gibi tepeleri aşıyor,
Bu sırada bizim millet bilmem nedir şaşıyor,
Nesillerimiz neden hala çürük kafa kaşıyor,
Çoğumuzun giceleri ahırlarda geçiyor,
Pek çoğumuz suyu bile avucunda içiyor !

Ecdadımız ve ihfadımız nedir ?

1. Atalafı dinlemeli hükümet vardır özünde,

Tecrübeli kafaların hakikat var sözünde,

Nice esrar saklı şu toprağın yüzünde,

Ey karalı şu dünyayı fen gözüyle gör,

Bu hayatın sefasını bile bile sürmeli.

2. Avrupalı bir kuş gibi tepeleri aşıyor,

Bu sırada bizim millet bilmem nedir şaşıyor,

Nesillerimiz neden hala çürük kafa kaşıyor,

Çoğumuzun giceleri ahırlarda geçiyor,

Pek çoğumuz suyu bile avucunda içiyor ! Continue reading “Yuf Çekerler” »

Türk Kültürü

In: Tarih

20 Mar 2010

Bu metinde Sayın Hocamız, Erkin Ekrem’in dersine ait sınıf ve sınav notlarımı bulabilirsiniz.
Sosyal Yapı

İlk sosyal birlik “aile”
Türk birliği iki sosyal birliğe dayanır. Aile ve ordu.
Sosyal yapı kaynağını “ Orhun kitabelerinden “ alır.
Boylar, birliğine katılaların sayısına göre, On-ok, Dokuz-Oğuz, On-uygur, Üç-Karluk diye adlandırılır.
Birbirleriyle siyasi teşkilat kurmuş Türk boylarına “ Oğuz “ denilir.
Boy beyleri “ toy, meclis” un seçimiyle [...]

Bu metinde Sayın Hocamız, Erkin Ekrem’in dersine ait sınıf ve sınav notlarımı bulabilirsiniz.

Sosyal Yapı

  • İlk sosyal birlik “aile
  • Türk birliği iki sosyal birliğe dayanır. Aile ve ordu.
  • Sosyal yapı kaynağını “ Orhun kitabelerinden “ alır.
  • Boylar, birliğine katılaların sayısına göre, On-ok, Dokuz-Oğuz, On-uygur, Üç-Karluk diye adlandırılır.
  • Birbirleriyle siyasi teşkilat kurmuş Türk boylarına “ Oğuz “ denilir.
  • Boy beyleri “ toy, meclis” un seçimiyle başa gelirlerdi.
  • Kün = halk,  Uluş=memleket demektir.
  • Ög=anne , Kang= baba demektir.
  • Hususi mülkiyet esastır.

İktisadi Yapı

Hezarfen Ahmet Çelebi, (d. 1609 – ö. 1640) 17. yüzyılda Osmanlı’da yaşamış Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan olmuştur. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan 4. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında, Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Hezar, Farsça kökenli bir sözcük olup 1000 anlamına gelir. Hezarfen ise [...]

Hezarfen Ahmet Çelebi, (d. 1609 – ö. 1640) 17. yüzyılda Osmanlı’da yaşamış Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan olmuştur. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan 4. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında, Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Hezar, Farsça kökenli bir sözcük olup 1000 anlamına gelir. Hezarfen ise “bin fenli” (bilimli) yani “çok şey bilen” anlamına gelir.Hezarfen Ahmet Çelebi, (d. 1609 – ö. 1640) 17. yüzyılda Osmanlı’da yaşamış Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan olmuştur. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan 4. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında, Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Hezar, Farsça kökenli bir sözcük olup 1000 anlamına gelir. Hezarfen ise “bin fenli” (bilimli) yani “çok şey bilen” anlamına gelir. Continue reading “Hazarfen Ahmet Çelebi” »

Çandarlı (2.) Halil Paşa (1364-1387 tarihleri arasında I. Murad’a sadrazamlık yapmış (aynı adı taşıyan dedesi Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa ile karıştırılmamalıdır) İstanbul’un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından idam ettirildiği 1 Haziran 1453 tarihine kadar 15 yıl vezir-i azamlık yapmış ve bu dönemde iki defa devlet işlerinden uzaklaşarak Manisa’ya çekilen II. Murad’ın yerine [...]

Çandarlı (2.) Halil Paşa (1364-1387 tarihleri arasında I. Murad’a sadrazamlık yapmış (aynı adı taşıyan dedesi Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa ile karıştırılmamalıdır) İstanbul’un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından idam ettirildiği 1 Haziran 1453 tarihine kadar 15 yıl vezir-i azamlık yapmış ve bu dönemde iki defa devlet işlerinden uzaklaşarak Manisa’ya çekilen II. Murad’ın yerine fiilen Osmanlı Devleti’ni yönetmiş ve dış tehlikeler nedeniyle padişahın iki defa tahta geri çıkmasına önayak olmuş Osmanlı devlet adamıdır. Osmanlı tarihinde idam edilen ilk sadrazamdır. Mezarı Bursa’nın İznik İlçesindedir.

kaynaklarda wikipedia ve wikisöz kullanilmiştir.

- Sultan İkinci Mehmet,Bizans’ı fethetmeyi aklına koymuştu.Bizans’ın fethi onun için bir sevda haline gelmişti.Bu nedenle gece-gündüz demeden İstanbul’un fethini düşünür,komutanlarıyla bunun planlarını yapardı.Fetih hazırlıkları bütün hızıyla sürüyordu.Bir yandan toplar dökülüyor,bir yandan da donanma hazırlanıyordu.Hatta padişah,Rumeli hisarı’nın çabuk bitmesi için bazen inşaatta çalışıyordu.- Sultan İkinci Mehmet,Bizans’ı fethetmeyi aklına koymuştu.Bizans’ın fethi onun için bir sevda haline gelmişti.Bu nedenle gece-gündüz demeden İstanbul’un fethini düşünür,komutanlarıyla bunun planlarını yapardı.Fetih hazırlıkları bütün hızıyla sürüyordu.Bir yandan toplar dökülüyor,bir yandan da donanma hazırlanıyordu.Hatta padişah,Rumeli hisarı’nın çabuk bitmesi için bazen inşaatta çalışıyordu.- Bu çalışmaların arasında Sultan İkinci Mehmet,bir gün Edirne’deki sarayına döner.Sürekli fetih hazırlıklarıyla uğraşmakta,gecelerini uykusuz geçirmektedir.O,bu çalışmalarını sürdürürken bir gece,geç vakitte sarayın tam karşısındaki medresenin bir odasında ışığın yandığını fark eder.Birkaç gün bu ışığı takip eder.Bütün ışıklar sönse de o ışık yanmaya devam etmektedir.Sonunda dayanamaz.Çandarlı Halil Paşa’ya sorar: Continue reading “Çandarli Halil Paşa ve Fatih” »


Blog Hakkında

İnternette çok vakit harcamak çağın büyük problemlerinden birisi kanımca, ben de bu hastalığa yakalanmış birisi olarak madem bu kadar vakit harcıyorum, ileride nelerle ilgilenmişim, nasil vakit öldürmüş ve heba etmişim yılları diye hayıflanmak adına yapılandırılmış bir internet sayfası oluşturmak istedim. Bu internet alanı kişisel ilgi ve gereksiz birikimlerin toplanmasında kullanılmaktadır.

Görsel Öğeler

    atatürk

Takvim

Eylül 2010
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
« Tem  
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 
Get Adobe Flash player