Web günlüğüm ve ders notlarım…
In: Şiir/Şair
25 Haz 2010Veee beklenen oldu… Objektiflerimizden kaçmayan yumurtalar bugün gün yüzüne çıktı. Bihter’den nur topu gibi iki adet yumurta aldık. Devamını bekliyoruz, sayının en az beşe ulaşması bekleniyor.
Minik yavrular için isim önerilerinizi sayfaya yazabilirsiniz.
Ayrıntılar Anadolu Ajansında.
Mehmet Ali Birand
In: Güncel
25 Haz 2010In: Güncel
23 Haz 2010Wimbledon’da temsilcimiz Marsel İlhan elendi fakat onlardan önce başlayan bir maç hala bitmedi ![]()
Bu adamlar ne yiyip ne içiyor hemen öğrenmem lazım. Fazla uzatmayayım, Marsel’in maçı bittikten sonra spor yapmaya çıktım. Ter kan içinde eve dönüp duşa attım kendimi. Gözüm karardı o kadar yorumuşum fazla da bir şey yememiştim. Tabiatiyle şeker düştü sanırım
neyse ben iyim. Fakat Isner ve Mahut hala oynamaya devam ediyor. Üstelik maç hala bitmedi. Ben şimdi spor mu yapmış oldum; yok öyle değil ise bu adamların yaptığı ney. Detaylar NTVSpor’dan :

Tenis tarihinin en uzun maçına Wimbledon ev sahipliği yaptı. NTV SPOR ve HD-en’den yayınlanan Wimbledon Tenis Turnuvası’na 1. turda yapılan bir maç damgasını vurdu ve tarihe geçti.28 FotoğrafFotoğraf Galerisi
Wimbledon 1.tur maçında karşılaşan John Isner ve Nicolas Mahut arasında oynanan karşılaşma tenis tarihinin en uzun maçı olarak tarihe geçti. İşin ilginç yanı Salı günü başlayan maç Çarşamba da bitmedi. Bu farklı mücadeleye Perşembe günü devam edilecek. Maç yaklaşık 10 saatten beri oynanıyor ve bitmek de bilmiyor.
Tarihe geçen maçın ilk setini 6-4 Isner kazandı. 2 ve 3. setleri 6-3 ve 7-6 kazanan Mahut setlerde 2-1 öne geçti. Isner 4. seti 7-6 alarak skoru 2-2′ye getirdi. Karşılaşmanın 5. setinde oyunlar 6-6 olunca, kural gereği “Tie-break” uygulanmaması nedeniyle, taraflardan biri oyunlarda 2 farklı öne geçene kadar sete devam edildi.
Eski rekor Fransa Açık’ta 2004′te iki Fransız tenisçi Fabrice Santoro ile Arnaud Clement arasında oynanan maçta kırılmış, 3 saat 33 dakika süren maçı 3-2 Santoro kazanmıştı.
In: Tarih
17 Haz 2010
Asya’nın Anahtarı : Anadolu
Ümit YILAN[1]
Giriş
Bu makalenin yazılmasındaki amaç, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. Yüzyılda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylara verdiği tepkilerin misyonerlik hadiseleri perspektifinden nasıl göründüğünü, araştırılan kaynaklar çerçevesince ortaya koymaktır. Osmanlı İmparatorluğu bir çok cephede mücadele ederken, içeride misyonerlerin faaliyetlerlerine karşı önlemleri ve bu misyoner çalışmalarının gayrimüslim tebaanın üzerindeki etkileri imparatorluğun 19.yy da yaşadığı buhranlarda önemli bir yere sahiptir.
Misyonerlik faaliyetleri sadece Müslüman halklara veya Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yürütülen faaliyetler olarak algılamamak gerekmektedir. Ayrıca misyonerlik kendini sadece dini alanlarda göstermeyecek, bu faaliyetleri yürüten devletlerce siyasi ve iktisadi alandan sosyal ve idari birtakım alanlara kadar kanalize olmuş çalışmaları da kapsayacaktır.
Misyonerler Tanzimat fermanı ile daha rahat hareket edebilme imkanı bulmuştur. İlerleyen dönemlerde ise Abdülhamit zamanında bir düzenleme ve denetlemelerin getirilmesi gerektiğinin farkına varılmış, bu yönde çalışmalara ağırlık verilmiştir. Abdülhamit dönemi eğitim politikası bu yönüyle, yüz yılın sonunda misyoner çalışmalarının yavaşladığı bir dönem olmuştur. devamı…
In: Güncel
14 Haz 2010Son zamanlarda izlediğim en etkileyici film…İzlemenizi tavsiye ederim.
| Oyuncu | Rol |
| Robert Pattinson | Tyler |
| Emilie de Ravin | Ally Craig |
| Pierce Brosnan | Charles |
| Chris Cooper | Neil Craig |
| Martha Plimpton | Helen Craig |
| Lena Olin | Diane Hirsch |
| Ruby Jerins | Caroline Hawkins |
| Peyton List | Samantha |
| Meghan Markle | Megan |
| Tate Ellington | Aidan Hall |
| Amy Rosoff | Ally’s Friend |
| Gregory Jbara | Les Hirsch |
| Morgan Turner | Jessica |
| Justin Grace | Matthews |
| Suzanne Hayes | Art Teacher |
Yönetmen
Allen Coulter
Senaryo
Will Fetters
Görüntü Yönetmeni
Jonathan Freeman
Müzik
Marcelo Zarvos
Türkçe Adı
Beni Unutma
Gösterim Tarihi
30 Nisan 2010
Resmi Site
Official site
Yapım : 2010
Tür : Dram, Romantik Devam et
In: Şiir/Şair
27 May 2010Çok değerli hocam Sayın Selim Aslantaş sayesinde müziğini tınısını halkının haykırışlarını işitme fırsatı bulabildiğim kişidir. Malesef çok fazla bilgi verme şansım yok; yine de wikipedia’dan alıntı yapıp bir de şarkı ile tamamlayalım, hocama sevgilerimi sunuyorum
“muhterem” derdi hep bize özletti kendisini ![]()
Tamamı için lütfen wikipedia’yı ziyaret ediniz.
Güzel bir Saban Bajramovic eseri…Ne acı çekmiş, ne karışık bir coğrafyadır bu Balkanlar…hani ortadoğuyu anladım biraz ama bu Balkan halklarının acıları dinsin artık.
In: Sinema/Belgesel
26 May 2010lost final çözümlemesi
—- büyük resim —-
* aslında ilk zamanlarda adaylık filan yok. o rahatsız kadın sıradan insanları ışıktan uzak tutuyor sadece. ne zaman ki jacob kardeşini o kuyuda öldürüp black smoke’a dönüşmesini sağlıyor işte o zaman başlıyor adaylık işi… işık korunmaya o zaman ihtiyaç duyuyor. jacob da başlıyor adaya adam toplamaya…
* ilk getirilenler black rock ekibi…black smoke tarafından çatır çatır öldürülüyor çoğu. geriye kalıyor ricardo. onu kullanarak jacob’ı öldürmeye çalışıyor mib… bu henüz ilk denemesi ve büyük bir dezavantaja dönüşüyor. jacob richard’ı ikna ederek yardımcısı olmasını sağlıyor. böylece adaya getirdiği insanları mib’e karşı uyarabiliyor.
* black rock’tan kalmış olan bir avuç insan bizim others olarak bildiklerimizi oluşuturuyor. (hatırlarsanız hepsi ingiliz aksanıyla konuşuyordu). richard onlara göz kulak olsun diye jacob tarafından görevlendiriliyor.
* abd askerleri adayı bulur. işığın korunması gerektiğini hatırlıyor jacob ve others’ı askerlerin üzerine salıyor. askerlerden others’a katılanlar oluyor. (bazılarının taşıdığı ordu çakıları vs…)
* dharma adaya gelir…others ile aralarında savaş çıkıyor. sebebi ise; gelişmiş teknolojileriyle ışığın kaynağını bulmaya en yakın olanlar olmaları. hatta buluyorlar da… swan istasyonunu kuruyorlar üstüne(veya yanına). (istasyonun önünden akan küçük suyu hatırlarsınız…)
* richard, jacob; benjamin ise richard tarafından ikna edilerek dharma adadan siliniyor. others çadırda yaşamak yerine dharma’nın yaptığı barakalarda yaşamayı tercih ediyor. bir süre sonra aile hayatı vs şeyler nedeniyle adaya olan görevlerini 2. plana atıyorlar. bu sıralarda da “bir şekilde” çocuk doğurup aile kurmaları engelleniyor. fakat bu others’ı yıldırmıyor jacob’a karşı cephe alıyorlar neredeyse. adaya doğum uzmanı getirerek sorunu düzeltmeye uğraşıyorlar…(hikayenin en kilit kısmı zaten burası) Devam et
In: Güncel
26 May 2010
Haftasonu yapılan CHP Kurultay’ı ve Kemal Kılıçdaroğlu hakkında o kadar cok şey yazılıp çizildi ki çok sıkıldığınıza eminim. Ben biraz daha farklı birşeyler anlatmaya çalışacağım.
Ankara gazetecileri, sevgili arkadaşlarım meğer o kadar özlemişler ki kulis haberi yapmayı..Onları mesleki heyecan içinde görmek bile iyi geldi.
Yıllardır uçak vakanüvisligi ile “Başbakanın danışmanı şu haberi beğenmemiş” korkusu arasında yorulduklarından olsa gerek, CHP’deki liste kavgalarını, kimin diğerinin üstünü çizdiği haberlerini bile zevkle okutmayı başarttılar. Kurultayda çok hırpalandılar, çok yoruldular ama çok da iyi gazetecilik yaptılar.
Kısaca Kılıçdaoğlu-Tekin-Sav üçlüsünün arasındaki dinamikleri çözmeye çalıştım.
Bakalım doğru çözebilmiş miyim?
Gürsel Tekin, Önder Sav’in desteği olmasa Kılıçdaroğlu için teşkilatların ikna edilemeyebileceğini, bir gecede 70 kusur il başkanının dönmeyeceğini öğrendi.
Önder Sav, Gürsel Tekin ve ekibi olmasa o salonun o heyecanın oluşmayacağı, sokağın partiyi bu kadar bağrına basmayacağını anladı.
Ve Sav da Tekin de aslında dipten gelen dalganın ikisinin de üzerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu ittiğini, bu dalgaya direnmenin ya da o dalganın arkasından pazarlık etmenin mümkün olmadığını gördü.
Kemal Kılıçdaroğlu da bu iki ismin güçlerinden faydalanmayı, zaaflarını örtmeyi çok iyi bildi. Dersini iyi çalışmıştı. Kime ne yaptırabileceğini gösterdi. “Bunlar beni yer” demedi. “Ben bunlardan güç alırım, hatta gerekirse biraz da rekabet ettiririm” diye düşündü.
Abraham Lincoln, Amerikan İç Savaşı’nı kazanmak için en büyük rakiplerini kabinesine aldı. Bunu anlatan kitabın adı bile anlamlı. Team of Rivals. Rakipler takımı.
Barack Obama, iki en dişli ve onu eksik gören rakibini Hillary Clinton ve Joe Biden’i kampanyasına katıp seçim kazandı.
Benzeri bir yapıyı, Mustafa Kemal, İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak ile kurdu.
Troyka’nın sırrı burada. Zordur. Ama bir de doğru işlerse CHP için yepyeni bir dönem başlayabilir.
Google’da günler bitmiyo, şimdi de Dünya Günü’nü öğrendik, sevgili google’a teşekkür eder bu bilgi birikimini bizlere aşıladığı için minnetlerimizi bildirmeyi borç biliriz.
22 Nisan Dünya Günü, ilk olarak San Francisco’da 1969 yılında düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansında John McConnell tarafından Dünyamızın yaşamı ve güzelliğini kutlayarak karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla bir Dünya Günü düzenlenmesi fikri ile ortaya çıkmıştır.
John McConnell’in ilk önerdiği Dünya Günü kutlamaları için tarih ise ekinoks (gece ve gündüzün eşit olduğu) zamanı yani 21 Mart olmuştur. Daha sonra ise, çevre sorunlarına büyük bir kamuoyu ile tepki gösteren ilk hareket Wisconsin Senatörü Gaylord Nelson’un desteği ile 22 Nisan 1970 tarihinde ilk Dünya Günü kutlamaları olarak tarihe geçmiştir. Bu kutlamalara 20 milyon kişi katılmış, birçok konferanslar ve sempozyumlar düzenlenerek, çevre sorunlarına dikkat çekilerek ABD’nin ilk ‘Temiz Hava Yasası’ ve ‘Temiz Su Yasaları’ hazırlanmıştır.
In: Güncel
4 Nis 2010İnternette çok vakit harcamak çağın büyük problemlerinden birisi kanımca, ben de bu hastalığa yakalanmış birisi olarak madem bu kadar vakit harcıyorum, ileride nelerle ilgilenmişim, nasil vakit öldürmüş ve heba etmişim yılları diye hayıflanmak adına yapılandırılmış bir internet sayfası oluşturmak istedim. Bu internet alanı kişisel ilgi ve gereksiz birikimlerin toplanmasında kullanılmaktadır.