Pervane ve Mum

In: Åžiir/Åžair

22 Tem 2010

Bu ikili Divan Edebiyatı’nın iki önemli metasıdır.

Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın… Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane ‘hakkal yakin’ biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek…

Bunlar da ilginizi çekebilir

  • No Related Post

Yorum Tahtası

Blog Hakkında

İnternette çok vakit harcamak çağın büyük problemlerinden birisi kanımca, ben de bu hastalığa yakalanmış birisi olarak madem bu kadar vakit harcıyorum, ileride nelerle ilgilenmişim, nasil vakit öldürmüş ve heba etmişim yılları diye hayıflanmak adına yapılandırılmış bir internet sayfası oluşturmak istedim. Bu internet alanı kişisel ilgi ve gereksiz birikimlerin toplanmasında kullanılmaktadır.

Görsel Öğeler

    atatürk
  • Efkarengiz: öyleymiÅŸ [...]
  • TRT'de Woody Allen Filmi: [...] yapmıyorsa Yakın zamanda İsrail ile iliÅŸkiler düzelir, açılımlar yapılırsa ÅŸaÅŸmay [...]
  • Selda: gerçekten çok heyecanlı bir dizi... keÅŸke türkiyede de bir kanalda yayınlansa, hangi kanalda v [...]
  • Cem Sultan - Opera: [...] Müdür Yrd. : Sema Dirin / Ali YoleriCem Sultan Operasının Perdeleri ve Konusunu Okumak İà [...]
  • Efkarengiz: Melihle exchange baÅŸkan olarak deÄŸiÅŸim yapcaklar Erasmus belediye baÅŸkanları deÄŸiÅŸim programÄ [...]

Takvim

Eylül 2010
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
« Tem  
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 
Get Adobe Flash player